Posts

Showing posts from 2014

SOMA(Lİ)

    Soma'da yaşananlar gösterdi ki, Türkiye İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusunda Somali görüntüsü vermektedir. Artık para kazanma hırsının vahşete dönüştüğü bir Türkiye'ye doğru gidiyoruz. *** İş yerinin karşısında kamunun hastahane inşaatı var. Kabası neredeyse bitmiş durumda ... Demir, çimento, kum, çakıl, kalaslar... İnşaat beşinci katında ve devam ediyor. Ne ayakkabılar iş ayakkabısı, ne kafada baret var, ne elde eldiven... Biliyorumki, ihale bedeli hesaplanırken güvenlik ekipmanları da hesaplanarak ihale maliyetlerine eklenmiş. Neden işçinin hayatını hiçe sayan soygunculara göz yumuyorsunuz? Babam bir inşaat işçisiydi, sonra maden işçisi oldu ve nihayetinde fabrika işçisi. Madende çalışırken göçük altında kalmış ve kurtuluşunun akabinde kurban kesmişti. Allah bağışlamıştı bize... Biliyorumki bugünün sorumluluk sahibi insanlarının çoğunun da babası işçi idi ve ne kadar zor şartlarda büyümüşlerdi. Öyleyse bu zulüm neden?

YENMEYEN TAVUK!..

Image
YENMEYEN TAVUK !.. Batı Cephesi Kurmay Başkan Albay Asım Bey'in (Org.GÜNDÜZ) hatıratından; "... O gün (10 Eylül 1921), Dua Tepe'de düşmanın iniltisini sevinç gözyaşları ile kutluyorduk... Mürettep Kolordumuzun Kurmay Başkanı Hayrullah Bey (Tümg. FİŞEK), bir akşam yemeği hazırlamıştı. Ortada cılız tavuk ile dört beş dilim siyah ekmekten başka birşey yoktu... Dünden beri ağzımıza en ufak bir lokma girmemişti. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, Ben, Kazım Bey (Org.ÖZALP) sofraya bağdaş kurduk. Hayrullah Bey (FİŞEK), Tevfik Bey (BIYIKOĞLU), Salih Bey (BOZOK) biraz uzaktaydılar. ATATÜRK, Kolordu Komutanı Kazım Bey'e dönerek: -"Erlere, yiyecek ne verebildiniz?" dedi. Kazım Bey şaşırdı, durakladı, Kurmay Başkanı'na dönerek; -"Hayrullah Bey, erlere ne verebildik?'' diye sordu. -"Efendim, dün sabah tedarik ettiğimiz buğdayı, kavurup yedirmek için birliklere dağıtmıştık." Mustafa Kemal Paşa biraz durakladıktan sonra ayağa kalk...

2014'TE MUTLU OLMAK ELİMİZDE...

Hayatımızın rutin akışı içinde zaman zaman duraklara ihtiyaç hissederiz. Belki bir an için de olsa durup dinlenmek; yaşantımıza farklı bir yön verebilmek, zamansızlık nedeni ile sürekli ertelediklerimizi bir an önce hayata geçirebilmek adına. Belki de içimizde durgunlaşan yaşam pınarını daha aktif ve çoşkulu hale getirebilmek için. İşte bunun için önümüzde güzel bir durak var : YENİ YIL. Yaşadığımız tüm güzellikleri içimize sindirip, olumsuzlukları bir nefeste unutabileceğimiz ve yepyeni umutlarla merhaba diyebileceğimiz güzel bir yıl. Bu yeni yılla beraber yaşımıza bir çentik daha attığımızı, ama o nispette tecrübelerimizi katmerleştirdiğimizi düşünerek kollarımızı kocaman açalım. Yeni umutlara, yeni heyecanlara, yepyeni güzelliklere merhaba demek için; daha çok sevmek ve sevilmek, daha çok umutlanmak için… ”Bugün başımıza gelenler dün düşündüklerimiz, yarın başımıza geleceklerse bugün düşünmekte olduklarımızdır.” O halde olumsuz her ne varsa bir yana bırakıp; olumlu düşünere...

HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELİNİZE GEÇER VE DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER!

Kırlangıcın biri, bir adama âşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık… Tık… Tık… Adam cama bakmış.  Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş. Meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış. Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım. Adam birden parlamış: Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi? Olmaz, alamam, demiş. Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana âşık olur mu? Kırlangıç mahcup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni iç...

ÖMÜR DEDİĞİN...

Image
Altı aylık ömrün kalsa ne yaparsın ? Bu soruyu defalarca oturup düşündüm. Aslında harika bir soru. Hayatı öylesine boş yaşıyoruz ki sanki hiç bitmeyecek gibi. Başkaları hastalanabilir ama biz asla, başkaları ölebilir ama biz asla. Ölümün bazen çok yakınımızda olduğunu fark ederiz ama tehlike geçtikten sonra hemen unuturuz. Sanırız ki elimizde bitmek tükenmek bilmeyecek kadar çok zaman dilimi var. Nasıl olsa isteklerimizi yapacak zamanımız olacaktır. Oysaki o bitişin ne zaman olacağını hiç birimiz bilemeyiz. Belki yarın, belki bu gece. Ama yarın öleceğiz diye kendimizi bırakmak için değil aksine çok fazla hayata sarılmak için yazıyorum bunları. Planlarımızı hiç ölmeyecekmişiz gibi yapıp ama hiç vaktimiz yok gibi de uygulamak için acele etmeliyiz. Düşünün bir kere 6 aylık ömrünüzün kaldığını, ne yaparsınız? Bu dünyadan gitmeden önce neler yapmak isterdiniz? Onları neden yapmıyorsunuz? Filmin adı ŞİMDİ YA DA ASLA. Filmin yönetmeni Rod Reiner. Oyuncular ise; Jack Nicholso...