Posts

Showing posts from November, 2024

ZİNCİR

Image
ZİNCİR Yoksunluktan doğan yoksulluğumuzdan kaçtık. Öyle bir kaçıştı ki bu; kimimiz soluğu Atlas Okyanusu'nun sahillerinde, kimimiz Bavyera limanlarında aldı. El memleketlerinin madenlerinde kömür karası, inşaatlarında çimento tozu, fabrikalarının dişlilerinde yağ olduk. Çankırı'nın ayazında kanal, Menderes Ovası'nda kazma kürek olduk. Kaçtık buranın yarı aç yarı tok yaşamından... Oysa nereye baksan tarla... Dağların yamaçları, tepelerin sırtları, taşların altları tarlaydı. Küçük çayların yanındaki düzlükler çayır… Ama sadece arpa ve çavdar ekilirdi. Çünkü başka bir şey ekilse yetişmezdi. Tıpkı insanlar gibi, o topraklar da yarı aç yarı tok, yorgun düşmüştü. İki öküzün çektiği kara sabanla ekilir, avuç avuç tutulan kör oraklarla biçilirdi. Hayat, daha sabah olmadan öten horozun sesiyle başlar, güneş batınca biterdi. Bu yaşam tarzı, bitmeyen bir ceza döngüsüymüş gibi sürüp giderdi. Meyve yok... Sebze yok... Balık yok... Sabah kahvaltısı, kavrulmuş arpadan yapılan un çorbasıyd...

Her Zaman Tezgaha Geliriz

HER ZAMAN TEZGAHA GELİRİZ Sahne: Bir kuyumcu dükkanı. Karakterler:  * Kuyumcu: Orta yaşlı bir adam.  * İhtiyar: Sihirli güçlere sahip gizemli bir adam.  * Kadın: Hırsız.  * Polis: Olayı araştıran iki memur. Hikaye: HER ZAMAN TEZGAHA GELİRİZ 😀 Giriş: "Selamualeyküm!" diye seslendi içeri giren ihtiyar. Kuyumcu, "Aleykümselam! Buyrun!" diye karşılık verdi. Gizemli Teklif: İhtiyar, "Ben senin sevabınım, sana cennetin anahtarını vereceğim," dedi. Kuyumcu gülümseyerek, "Olur mu öyle şey? Sevablar insan kılığına girer mi? Lütfen oturun, size çay söyleyeyim," dedi. İhtiyar teşekkür ederek sandalyeye oturdu. Hırsızlık Sahnesi: O sırada içeri bir kadın girer ve çeyrek altın ister. Doğruca gidip ihtiyarın kucağına oturur. Kuyumcu şaşkınlıkla, "Neden adamın kucağına oturdun?" diye sorar. Kadın da, "Ne münasebet? Burada adam yok," der ve aldığı altının parasını verip öfkeyle dükkandan çıkar. Sihirli Mendil: İhtiyar, "Beni senden başk...

DONSUZ HİKMET

Image
DONSUZ HİKMET (Hayalî Hikaye Kahramanı) Verandaya açılan pencereden tüller, rüzgarın etkisiyle nazlı bir dansa kapılmıştı. Deniz kabuklarından yapılmış rüzgar çanı ise rüzgarın eşliğinde en güzel şarkısını söylüyordu. Uzaklara dalgın bakışlar fırlatan Selma Hanım, kimsenin bilemeyeceği düşüncelerle kendi dünyasına çekilmişti. Elini dizine vurup sallanan sandalyesinin tempolu gıcırtısına eşlik ederken, adeta geçmişin bir şeridinde geziniyordu. Selma Hanım, bir zamanlar yanında dünyayı unuttuğu eşi, namıdiğer Donsuz Hikmet’in vefatından sonra yalnızlığa hapsolmuştu. Bu yalnızlık, önce ruhuna, sonra bedenine dokunmuş ve hafızasını yavaş yavaş silikleştirmişti. Donsuz Hikmet, zamanının namlı polislerinden biriydi. İstihbarat biriminde çalıştığı yıllarda pek çok başarıya imza atmış, adı dillere destan olmuştu. Ancak bu başarıların bir bedeli de vardı. Özellikle Maraş Olayları sırasında yakaladığı Ermeni asıllı üç CIA ajanı hakkında hiçbir işlem yapılmaması, onun içindeki adalet duygusunu ya...