Posts

Showing posts from 2016

OKTAY SİNANOĞLU

Biz Batı’ya filan karşı değiliz. Biz, haysiyetsizliğe karşıyız, yamyamlığa, barbarlığa, hunharlığa, birtakım milletleri soykırımdan geçirip de ondan sonra bir de insan hakları edebiyatı yapanlara karşıyız. Hakiki insan olan, ki düzgün hedeflere doğru da insanlar yönelebiliyor, o insanların hepsinin yanındayız. 

TARİHİ ÇEVİR

TARİHİ ÇEVİR NAL SESİ KISRAK SESİ BUNLAR, DELMİŞ ROMA’NINKALBİNİ MIZRAK GİBİ HUNLAR. Varna 2. Murad'ı, Niğbolu Yıldırım Beyazıt'ı, Belgrat Fatih'i veeee Mohaç Kanuni’yi hatırlatır bize. Atatürk’ün dediği gibi bu insanlar “sadece padişah değil aynı zamanda serdardılar. Pis ağızlar bunları ancak abdest alarak anmalıdır.” Hangi coğrafyaya baksak, Türk’ün zafer nişanını taşır. Bugün de Güneydoğu ve Güneyde destan yazan Türk’ün ordularına selam olsun. Amerikan basını, Dabık hareketimizden önce ışid’in teorisini günlerce basınında dillendirdi. Aslında batının da Ortadoğu savaşında, manen tatmin olmak için armegedon denilen hurafeyi gündemde tuttuğu da bir gerçektir. Türklerin aleyhine neyi nasıl pazarlarlarsa pazarlasınlar, özellikle Sakarya Zaferimizden sonra hiçbir argümanları tutmadı. Adı, Türk ve Müslüman da olsa içimizde doğurup, doyurup büyüttüğü aktörleri de olsa, dışardan bize insancıklar ihraç etse de, Türkler için seçtiği hedefler ve projeler tutmayacakt...

GELİYORUM EBENİ ...

http://www.f5haber.com/haber3/sok-iddia-irak-ordusu-turk-askerlerini-kusatti-haberi-6006182/ Dün akşam facebook'ta "Türk askeri bu gece Irak'a girsin, yarın çok geç olabilir." demiştim. Bu görüş çok yönlü tehdidi önlemenin bir öngörüsü idi. Türkiye sadece IŞİD varlığına karşı değil, bölgede olası ve tamiri yüzyıllarca imkansız olacak sorunlar çıkartacağını yetkililer düzeyinde de dünya kamuoyu ile paylaşmıştır. Fakat gel gör ki, dünya bizim sesimize sağır sultandan beter duyarsız kalmıştır. Şu müttefikimiz, şu stratejik ortağımız bu konuda ne der diye diye aslında bizim gücümüzün hafife alınmasına sebep olabiliriz. Eğer Türkiye Kuzeyden Irak'tan girmiş olsaydı, IRAK ordusu Türk birliğine 10 km yaklaşabilir miydi? Şimdi meselenin çözümü için dışişleri bakanları karşılıklı başkentleri ziyaret edecek. * "Mahallede gürültü yapan birisine adam pencereden bağırmış. -Kardeşim gece gece ne gürültü yapıyorsun, çoluk çocuk rahatsız oluyor... -Sana ne la...

SURİYE'DE abd'NİN HAİNLİĞİ

Sevgili arkadaşlar, Gündemimiz Suriye olduğu için bugünlerde bu bölge için sıklıkla yazı yazacağım.  ABD Savunma Bakanlığı, Cerablus'un güneyindeki çatışmaları "kabul edilemez" bulduğunu açıkladı. Bunun anlamı ABD'nin ne kadar alçak ve Türkiye düşmanı bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır. Hatırlanacağı üzere ABD'nin iki numarası PYD'ye Fıratın doğusuna geçme talimatı verdiklerini, ifade etmişti. Aradan daha bir kaç saat geçmeden, Türkiye'nin PYD unsurlarına saldırı düzenlemesini içine sindirememektedir. Bir iki gün önce de değindim, PYD'nin Fırat'ın doğusunda kalması da kabul edilemez bir durumdur. Suriye'nin toprak bütünlüğünde PKK/PYD oluşumuna asla yer olmayacaktır. ABD'nin bu denli itirazı Türkiye'nin ne denli haklı ve başarılı bir operasyon uyguladığını göstermektedir. Operasyon, Güneyde IŞİD ve PYD'nin kontrol etmeye çalıştıkları Menbiç'e doğru devam etmektedir. Yine Azez'in batısındaki PYD unsurların...

VENİ VİDİ VİCİ

Türkiye'nin Halep operasyonunda 48 saatlik kritik zamanı başarıyla atlatması gerekir. Aksi taktirde savaş bizim için de zamana yayılmış, düşman unsurlarla karşılıklı top atışı, tüfek atışı şeklinde devam eder. Burada hareket kabiliyetimizi kısıtlayacak faktörlerin, tabir yerinde ise piyadenin yürüyüşünü durduracak unsurların bertaraf edilmiş olması gerekir. Ki edilmiştir diye düşünüyorum. Örneğin, döşenmiş mayınlar, düşman unsurlarının artçı birlikleri gibi. Türkiye'nin hareketinin dünya kamuoyunda bir afallamaya sebep olduğu bir gerçektir. Bu şaşkınlıktan istifade ile mümkün olduğu kadar geniş alanı kontrol altına almalıyız. Ve bu hareket öyle girdim - çıktım şeklinde olmamalıdır. Veni, vidi, vici. Bu hareket aynı zamanda ABD gibi Türk ordusunun hareket kabiliyetini yitirdiğini düşünen ülkelere de bir cevap niteliğindedir.

DIŞ BORCA BAKIŞIM

Image
Prensip olarak borçlanmaya karşıyım. Yani Türkiye üreteceği mal ve hizmeti kendi öz kaynakları ile finanse edebilecek seviyede olabilse idi keşke, inancındayım. Tabi keşkelerle işler yürümez. Dünya Ekonomik sistemi borç - faiz sarmalı üzerine kurulmuştur. Ya bu sistemden çıkıp, kendi sistemimizi kuracağız ki, ne olduğunu bilmiyorum - ya da bu sistemde kalarak en akılcı hareketi yapıp aldığımız borçları doğru yatırımlara yönlendireceğiz. Yani kitap cümlesi ile yazarsak; Dış borç miktarı kadar, bu borcun ekonomi performansı üzerindeki etkisi de çok önemlidir. Alınan dış borcun ekonomi performansı üzerindeki etkisi incelendiğinde, asıl husus ekonomik büyümeye yaptığı ve yapacağı katkının ne olduğudur. Bundan sorumlu olan Maliye ve Ekonomi Bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankasıdır. Bir ekonomik değeri, yayılımı en iyi, onu mukayese ederek anlayabiliriz. 2001 verileri ve 2015 verilerini karşılaştırdığımızda; Mevcut veriler ışığında Türkiye ekonomisi bugün...

PARİS AKŞAMLARI

Türk'ün kanıyla sulansa da, Anadolu Türk'e hiç yurt olmadı. Türkistan'dan, büyük ve binlerce tarihli göçümüzle geldiğimiz bu yayla yurt, hiç bir zaman Türk'ün yüzünü güldürmedi. Burda yaşamamıza izin verdi ama Türk olarak değil, ezilmiş, horlanmış, dışlanmış olarak. Biraz başımızı kaldırdık onu da çok gördü. Gerçi her coğrafya bunu bize yaptı. Sadece Anadolu değil... Türkistan, Azerbaycan, Kırım, Balkanlar, Kerkük, Halep, Mısır, Yemen... Büyük ve trajik Kırım Sürgünü'nden sonra, Kırım Türkleri Anadolu'ya değilde Avrupa'ya göç ettiler. Neden? Nedeni Koraltan Köprüsü'nü bilenler anlamıştır. SSCB Sıtalin Milli Şef ... Ortadoğu'da her halka kucak açtı da Anadolu, Türkmen'e kör duvar oldu. İşte 1944 Kırım Sürgünü'nde Frans'ya sığınıpta, bir kış günü Paris Sen Nehri kenarında çöpçülerin cesedini bulduğu Buğra Alpgiray'ın (1947) cebinden çıkan kağıtta bir şiir yazmaktadır.Başlığa bakıpta hayalini kurduğunuz romantik Paris akş...

TERÖRİSTLER TÜRKİYE'DE BESLENİYOR

Image
İster PDY olsun, İster PKK ve İsterse IŞİD olsun, Türkiye aleyhine faaliyet gösteren örgütsel yapıların, aslında, sadece tek merkezden emir almaları değil ortak yönleri, bir de bunların tohumları dışarıda hazırlansa bile yeşertildikleri, beslenip büyütüldükleri yer Türkiye'dir. Türk insanının aşına, suyuna, rızkına ortak edilmişlerdir. Yani düşman, düşmanımızı kendi içimizde, kendi kaynaklarımızla besleyip büyütüyor. Kayneklerımız heba oluyor. Yok etmek için nice canlar, mallar heba oluyor. Öyleyse; bizim de düşmanın kalbinde bize hizmet eden solucanlar beslememiz gerekir.

AMERİKAN ÜSLERİ TÜRKİYE'NİN SİGORTASI OLABİLİR (Mİ?)

Son günlerde yaşadığımız gelişmeler Türkiye ile Batı İttifakı arasında tamiri zor hasarlar açmıştır. Bu hasarların baş nedeni ABD'nin Büyük Ortadoğu Politikasıdır. Batı İttifakı 2. Dünya Savaşı'ndan sonra dünyayı iki kutuplu bir yapıda sundu. Doğu bloku ve batı bloku. Ekonomik, siyasi ve sosyal yapısını, doğu bloğunun saldırısı psikolojisinin baskısında elde tuttu. Aslında batı tarihi, kanlı tarihtir. Ta ki 2. Dünya savaşı sonuna kadar bu kan kendi dağlarında, ırmaklarında ve kentlerinde de oluk oluk aktı. Hem dünyayı hem kendi coğrafyasını acımasız bir şekilde savaş alanına sokmuştu. Doğu dünyası özelinde İslam coğrafyası, 1923 Türkiye'nin bağımsızlığı ile birlikte göreceli olarak barış iklimi haline geldi. İsrail'in 1948 yılında Filistin aleyhinde gelişmesi dışında 1979'a kadar İslam coğrafyası -buna Sovyet Müslümanları dahil- bu günlere kıyasla daha yaşanabilir bir coğrafya idi. Ne zamanki Humeyni İran'da iktidara geldi, İslamlar arasında d...

BEN DEMEMİŞ MİYDİM?

Image
Şimdilerde, herkesin ağzında sakız olan bir söz var. "Ben dememiş miydim?" Özellikle siyasal pazarlamacılar ve kamuflajcılar kullanıyor. Biz çocukluğumuzdan beri bu çarpık yapılaşmalara dikkat çekiyoruz. Bir çok insan gibi çok mağduriyetini gördük. Şimdiki tesellimiz ise tepeden tırnağa bütün toplu kesimlerinin bizimle aynı düşünceye gelmesidir.

TÜRK GENÇLERİ MANKURTLAŞIRKEN

15 Temmuz 2016 Fetullahçı kalkışma ve darbe girişimi ile şunu gördük ki, bu örgüt onlarca yıldır Türkiye'nin en kritik alanlarına yerleşmiş, en mahrem bilgilerini elde etmiş, devasa sosyal, siyasi ve ekonomik güce erişmiştir. Feto örgütünün sinsi davranışlarla Türkiye'yi hain emelleri için bir ahtapot gibi sarmalarında, bunlara göz yuman dönemlerin siyasilerinin de payı yadsınmamalıdır. Öyle ya da böyle bu günah örgütünün açtığı tahribatta göz yumanların, gafil davrananların elbette bir hesabı tarih önünde , hukuk önünde, siyaseten de sorulmalıdır. Bunların açtığı yaralar sarılmalı, sebep oldukları travmalar tedavi edilmelidir. Asıl üzerinde durulması gereken, on yıllar boyunca en zeki, en çalışkan, en başarılı Türk çocuklarının bu örgüt tarafından devşirilip, Türkiye ve Türk Milleti aleyhine kullanılmasıdır. Zaman geçtikçe ve bu yapı çözüldükçe, bu, yüksek beyinli Türk çocuklarının nasıl mankurtlaşarak milletine ve devletine düşman hale sokuldukları daha iyi anlaşılaca...