SABAH

Sabahın tatlı telaşı diyemem bu manzaraya…
Yüzlerde aradığım tebessüm yok. İnsanların bakışlarında bir şeyler eksik; sanki geceden derin bir korku yaşamışlar. Kiminin aklında geçim derdi, kiminin günü kurtarma çabası… Bir endişe hâkim. Kimisi çoktan gitmiş, kimisi gecikmiş ya da 10 vardiyasına yetişmeye çalışıyor. Öğrenciler de var arada, yorgun ama çaresiz bir halde.

10 vardiyası dedim de, bir zamanlar burada Profilo fabrikası vardı. O günleri hatırlıyorum. Vardiyalarının ve öğlen aralarının siren sesleri yankılanırdı her yerde. “Vuuuv” diye bir ses, hepimizin gününe düzen getirirdi. Şimdi o sirenlerin yerini sessizlik almış. Ne bir düzen var ne de o güven hissi…

Otobüs durağındayım. Yolcuların hepsi saate bakıyor. Geciken otobüs mü yoksa geciken umutlar mı? Bilmiyorum. 8:40 otobüsü gelmemiş hâlâ. İnsanların yüzünden çaresizlik okunuyor. "Metroya mı geçsem acaba?" diye geçiriyor bazıları içinden. “Ya ben gidince otobüs gelirse?” diye kendi kendine çatışanlar var.

Otobüs bir türlü görünmüyor. Gelirse, şoföre gecikmeyi soracağım. Ama biliyorum cevabını şimdiden: “Trafik.” Her zamanki gibi bir bahane… Ama asıl mesele ne otobüs ne trafik. İnsanlar artık sabahlarına umutla başlayamıyor. Şehirler, fabrikalar, sokaklar... Her şey yorgun.

Comments

Popular posts from this blog

Siyasetin Gürültüsü, Hakikatin Sessizliği

SOMA(Lİ)